80 DARBESİ VE GERÇEKLER
12 Eylül askeri darbesi, bugün bir çoğumuza yetmişli ve seksenli yılların sıkıntılı dönemlerinden bir kurtuluş günü gibi gelsede, asıl gerçek öyle değildir. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve sosyal sorunların sıkıntıları 12 Eylül askeri darbesine dayanmaktadır.
Bugün gerici ve şeriatcıların palazlanmasındaki en büyük faktör, 12 Eylül askeri darbesidir. AKP nin ülkemizi din eksenli bir yönetime sürüklemesinin ardındaki gerçektir. 12 Eylül darbesi dünyanın jandarmalığına soyunmuş, Emperyalist ABD nin de desteğiyle solculara, devrimci yurtseverlere karşı yapılmış bir darbedir. Bu darbeden milliyetcilerde nasiplerini almışlardır. O dönemde yanlış yaptıklarını bugünün önde gelen bazı milliyetcileri de kabul ve itiraf etmişlerdir. 12 Eylül darbesinden etkilenmeyen sadece dincilerdir. Darbenin Türk islam sentezi ideoloji si desteği de dincileri bugünlere getirdi. Türkiye ABD nin S.S.C.B. dağılmadan önce "yeşil kuşak" projesindeydi. Şimdi de ortadoğudaki "ılımlı islam" modelindeki örneğidir. Bugün ABD nin çıkarlarının işleyebilmesi için AKP var olmalı. AKP, ABD'nin istediğini yani orta doğudaki çıkarlarını ona sunuyor, ABD'de AKP'nin çıkarları için Türkiyenin gericileşmesine, dincileşmesine göz yumuyor, bu durum'da ABD'nin "ılımlı islam modeli" ne de destek sağlamaktadır.
Belki aklınıza şöyle bir soru gelebilir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 28 yıl geçmiş, ama AKP şunun şurasında 5 yıldır iktidarda, arada tam 23 yıl var Diye.
Cevap olarak size şunu söyleye bilirim. Bu 23 yılın 4 yılına yakını askeri darbe yönetimi ile idare edilmiş, son 5 yılını'da AKP ile yaşamış, geriye kalan zamanda ABD tarafından sürecin olgunlaşmasında kullanılmıştır diye düşünüyorum. Belki bazılarınıza bu düşüncem bir komplo teorisi olarak'da gelebilir.
Şimdi isterseniz darbe sonrası ve olgunlaşma süreci diye adlandırdığım süreci destekleyen bir kaç veriyi sizinle paylaşayım.
12 Eylül Darbesi sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze'in askeri müdahaleyi haber alırken haberi ulaştıran diplomatın"senin çocuklar işi bitirdi" anlamındaki konuşması, 12 Eylül Darbesi içinde ABD'nin rolü konusunda tartışmalara neden olmuştur. Bugün bile en yetkili ağızlardan " Türkiye bizim için kendi kaderine bırakılamayacak kadar önemli " açıklamalarını pervasızca yapabiliyorlar.
12 Eylül darbesi kendi geleceğini kurmak için en büyük darbeyi eğitime vurdu, hem eğitimi, hem eğitimin temel öğesi olan öğrenci ve öğretmeni suçladı, yargıladı, hapse attı. Anayasaya zorunlu din derslerini koyarak Atatürk'ün Öğretim Birliği Yasası'nı bozdu. Atatürkçülük söylemini kullanarak Atatürkçülük düşüncesine aykırı zorunlu din derslerini okullarda okuttu. Anaokullarından başlayan şeriatçı eğitim kurumlarının yaygınlaşmasını özendirdi.
Üniversite özerkliğine darbe vuruldu. Öğretmenlerin örgütü TÖB-DER kapatıldı, yöneticileri gözaltına alıpın sorgulandı, yüzlercesi görevlerinden uzaklaştırıldı.
YÖK getirildi, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu'yla çok sayıda ilerici bilim adamı üniversitelerdeki görevlerinden uzaklaştırıldı, eğitimin kalitesi düştü, bilimsel araştırmalar geriledi.
Sorgulayıcı araştırıcı eğitim modeli yerine, ezberci model dayatıldı.
Öğrenciye potansiyel suçlu gözüyle bakıldı, demokratik katılımı önlendi, tepki gösterenler polisle karşı karşıya bırakıldı.
Atatürk 'ün Halkevleri etkinliği durduruldu, yöneticileri mahkemeye verildi. TDK (türk dil kurumu) ve TTK (türk tarih kurumu) devlet dairesi durumuna sokuldu. Öztürkçe sözcükler yasaklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı ve kurumlarında Atatürkçülük dışlanarak ırkcı şeriatcı kadrolaşmayla Türk-İslam Sentezi ideolojisi, ders kitapları yoluyla egemen kılındı. Kitabı düşman bildi, toplattı ve yaktı. Öğretmen ve öğrenciyi potansiyel bir suçlu gibi gördü. Paralı eğitimi özendirdi, vakıf üniversitelerine olanak sağlayarak devlet üniversitelerinin gelişmesini engelledi. Öğretmen ve öğrenci örgütlerini dağıttı.
Üniversite harçları, eğitime katkı payları 1983 yılında yürürlüğe girdi. YÖK kurularak üniversitelerin özerkliği ve bilimsel gelişmesi, vakıf üniversiteleri de kurularak devlet üniversitelerinin gelişmesi engellendi. Birçok yurtsever öğretim üyesi üniversiteden uzaklaştırıldı.
12 Eylül döneminde imam-hatip liseleri, eklentileri (şubeleri) ve öğrenci sayısı arttırıldı. 1983 tarihinde imam-hatip lisesi çıkışlılara, üniversitelerin her bölümüne girme hakkı tanınmasıyla, din eğitimi almış kişiler devletin tüm kurum ve kuruluşlarında görev aldı ve yönetici oldular.
Ezberci eğitim, dersaneler ve paralı eğitim bu dönemde yaygınlaştı.
TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu. Darbenin bilançosuna gelince;
650 bin kişi gözaltına alındı.
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
7 bin kişi için idam cezası istendi.
517 kişiye idam cezası verildi.
Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu,1'i Asala militanı).
İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
98 bin 404 kişi ''örgüt üyesi olmak'' suçundan yargılandı.
388 bin kişiye pasaport verilmedi.
30 bin kişi ''sakıncalı'' olduğu için işten atıldı.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 bin kişi ''siyasi mülteci'' olarak yurtdışına gitti.
937 film ''sakıncalı'' bulunduğu için yasaklandı.
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi ''kaçarken'' vuruldu.
95 kişi ''çatışmada'' öldü.
73 kişiye ''doğal ölüm raporu'' verildi.
43 kişinin ''intihar ettiği'' bildirildi.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin ''işkenceden öldüğü'' belgelendi.
Askeri darbeleri yaşayan ülkelerin demokrasi, ekonomik ve sosyal yönden en az 10 yıl geriye gittiği bir gerçektir. Bu süre benim ülkemde kendi kanaatime göre 20 yıl geri, 15 yıda telafisi olmak üzere en az 35- 40 yılımıza maal olmuştur.
Dünyada, askeri darbe yapanlar hak ettikleri süreci eninde sonunda yaşadılar. Ya yargılandılar yada ülkelerini terk etmek zorunda kaldılar. Benim ülkemde ise, benim ülkemin insanlarına bu kadar acı ve zulüm çektirenler, solun üzerinden, demokrasinin üzerinden, insan hak ve özgürlüklerinin üzerinden, anayasanın üzerinden tanklarla geçenler postalları ile ezen darbeciler, bizlerin vergileriyle hala krallar gibi yaşıyorlar ! !
ALİ GÜÇLÜ