| alevi kültür müziği |
|
|
|
| hasanbilgilioğul tarafından yazıldı |
| Cuma, 22 Ocak 2010 22:29 |
| Alevi-Bektaşi Kültürü’nün son 25 yıl içinde azami süratte yaşadığı dejenerasyonun nedenleri üzerinde yoğunlaşan çalışmaların parmak hesabı bile yaptıramayacak kadar yetersizliği, bu kültürün musikiden ilham aldığının bilincindeki bir avuç kalburüstü figürü bir öz muhasebesi yapmaya yöneltmiştir. Bu merakın ve ilginin konformist dervişlerce konumlandırılan taşlı topraklı yollarda edep ve erkan rölantiye alınarak kat edildiğini de özellikle vurgulamak ve unutmamak gerekir. Alçakgönüllü cümlelerle biten hal tercümelerinin sonuna doktriner dipnotları ve özetleri estetikten nasipsiz melodilerle notaya ekleyen, cibilliyetinin nereden menkul olduğu meçhul, mal bulmuş mağribinin hissiyatına açılan bütün yolları paradokslarla bezenerek yoldan çıkan, ne mene adı “Unkapanı” olan çıfıt çarşısının olabildiğince dışındaki Kalan Müzik, bu muhasebenin koordinatlarını belirleme misyonunu, kör mızrak için içi demir döşeli çuval hazırlandığından beri sürdürmektedir. Bilimsel dağarcığı şarlatanlığın ağzını kulaklarına vardıramayacak bu mesailer; ülkesine hazan mevsiminde bile bahar ulaştıran Abuzer Karakoç’u; ayn-i cemin bülbülüyken tarumar olan bağıyla kalan dikensiz gül Ali Murtaza Topal Dede’yi; yığın şizofrenisinin plazmasının sıklıkla yırtıldığı Kahramanmaraş’tan Sinemilli Âşıklar’ı; İndiana Üniversitesi’nin koridorlarında sesini bulmasına nihayet izin verilen Ali İzzet Özkan’ı; ürünleri gözü doymaz haramzade ordusunca çalakaşık mideye indirilen -beynin olup bitenden haberi elbette yoktur- deryadilliliğinin mükafatını metruk bir bank üzerinde son nefesini verirken -ki bıraktığı, zahiri rüzgarın önünde gider; içinde biriktirdiği her an için lavını püskürtecek Batini bir volkan hep vardır- alan Feyzullah Çınar’ı; Osmanlı İmparatorluğu’nun iskan politikasına ev sahipliğinden dolayı fark edilen, ulus-devletleşme sürecinde gerçekleşen kırılmaları yüzeyden değerlendirilip aba üstünden sopa sallanarak karşılanan Rumeli’nin Bektaşileri’ni; Aziz Mahmud Hayrani ile Teslim Abdal’ı aynı dergah için buluşturan Davut Sulari’yi; Melih Duygulu, Mahmut ve oryantalizm ile oksidentalizme aynı mesafeden bakan François Demir ve Ulaş Özdemir; hem yordam yorgunu, şiraze dalgını hem de edep erkan soy kütüğünün rahle-i tedrisinden geçmiş vakanüvisleriyle hemhal etmiştir. Melih Duygulu’nun, Mahmut ve François’nın ve Ulaş Özdemir’in sayesinde Âşık Veysel Şatıroğlu ve Nesimi Çimen de bu vesile ile duyma organlarını kirden ve pastan tasfiye ettiler. Hatta bu sismik kaydediciler, Ege ve Akdeniz Bölgelerinin mevsimlik değil ömürlük bir Tahtacı kültürü ile kimliğini ve kişiliğini olgunlaştırdığını ispat ettiler. Hasan Saltık’ın üçüncü gözüyle, yarını bugünün, dünü bir asır öncesinin mirasçısı belleyerek ilerleyen Kalan Müzik, Dertli Divani’nin deyişlerini “Hasbıhal” başlığıyla gün yüzüne çıkararak, hesaplaşma seansının henüz sona ermediğini amnezia’ya abone belleklere iyice kazıtmış oldu. Sinemilli Âşıklar’ın lamekan seyahatinin sırrını hem aşıkların hem de kendi sesiyle faş ettiren; Fethiyeli Ramazan Güngör’ün dehlizlerde bekletilen yaratıcılığının izini Salih Nazım Paker ile süren; Mare Nostrum’un gölgesinde kalmadan “O da Beni Seviyor” filminin müziklerine imza atan; Abuzer Karakoç’u kaynağında tanıtan Ulaş Özdemir’in genel yönetmenliğini yaparak yayına hazırladığı albümün türkü ile deyiş arasındaki uçurumun bilincine varılarak huzura çıkartıldığını öncelikle vurgulamak gerekir. Yeni, sureti zailden milliyetçiliğin ileri karakolu olma şerefine (!) nail olma gururuyla dolup taşmayı ihmal etmeyen, sekter gönüllerde iki ayağı çukurda tahtını kuran eğreti zeminlileriyle, haritadaki yerine düşünülmeden mim koyulan, Şanlıurfa’nın Harran ilçesinin Hacı Bektaş-ı Veli’nin ruhuyla hala titreyen Kısas Beldesi’nde dünyaya gelen Dertli Divani’yi bu albümde Zühre Yıldızının yaydığı ışığın menziline erişme isteği ile yola çıkarken Ali Rıza ve Hüseyin Albayrak ikilisi bir başına bırakmıyorlar. “Batıni Nefesler” ve “Şah Hatayi Deyişleri” başlıklarıyla nakışlayıp arz-ı endam ettirdikleri albümleriyle süveydalardaki ücrayı ve tenhayı popüler kavramların beyhude künhüne varmadan sahiplenen ikili, bağlama sakinlerinin planlı ve programlı kaderlerini bu çalışmada da değiştiriyorlar. Kozmolojiyi, perdesiz gitar adını verdiği orkestrasıyla vecde getiren irreel mucit, anakronik bir düzlemde ilerleyen albüme, balerinlerin imrenecekleri -kıskanmak haddi irtifa yitirmeye mahkumdur- zarafetini armağan ediyor. Kalender ve Feyzullah Çelebiler’in,Yemini’nin, Âşık Sıtkı’nın ve Pir Sultan Abdal’ın eliyle Küntükenz esrarına mazhar olma adına, Ortodoks söylemin fasit dairesinden çıkan Dertli Divani; İsmail Kaygusuz’un, babası Âşık Büryani’nin, Âşık Mahrumi ve kendisinin dilinden 21. yüzyılda, bilginin posasız kaldığı bir çağda, nasıl ve ne şekilde devreye girdiği aslında çok iyi anlaşılan ancak Alevi-Bektaşi toplumunun tatlısu frenklerinin idrakine varamadıkları konjonktürel altüst oluşun analizini Sefil Selimi ve İbreti gibi ruh ikizlerinin sözlerinden kam alarak çuvaldızının ucunu iyice sivriltip batırarak gerçekleştiriyor. Huri Gılman’ın varlığı ile anlam kazanan Firdevs-i Ala’nın ebruli çiçeklerinden Güzide Ananın da katıldığı ozanın, “ana”sına ithaf ettiği albüme, farklı temaları işlediği öykülerine de bir anabacı sıcaklığı sinen Yeşim Dorman, çektiği demle Özlem Taner ve arkaik tatları damaklarda ölümsüzleştiren grafik tasarımlarıyla Burcu Kayalar, ablaca ve annece sözlüğünün en insani kelimeleriyle eşlik ediyorlar albüme. Kemal Eroğlu’nun gıyabında Sinan Cem Eroğlu’nun, Lütfü Gültekin’in dizinin dibinde Emre Gültekin’in, Âşık Büryani’nin terkisinde Dertli Divani’nin, kah dört nala kah asude giden albümü evladiyeliğin atardamarında topluyor gelenek kavramını. Ezginin Günlüğü’nden aşina olduğumuz Tanju Duru’nun emeğinden; Baran Özdemir’in deklanşörünün nurundan ziyadesi ile nasiplenen “Hasbıhâl”; sohbetin dibi tutmuş temcit pilavlarıyla yapışık ikizi oynadığı, muhabbetin sanallaşmanın kapsama alanının içine gayri resmi bir geçit ile hapsedildiği laf-ı güzaf yığını ile yaldızlanan hayatlara; kaşanenin mağrurluğundansa viranenin masumluğunu garipliğini tercih etmeleri için mihman oluyor. Alıntı: konformist içselleştiren/uygulayan kimse Alıntı: doktriner kendine özgü özellikler tasıyan ve düzenli bir görüsü olusturan ilke ve dogmaların bütünü. Alıntı: menkul taşınabilir. portatif. Alıntı: mağrib (buradaki anlamı) sonradan gorme, fizan`da bedava lahmacun dagitildigini duysa bile vahsice saldiran, acgozlu insanlar icin kullanilan bir deyim... Alıntı: paradoks ba$i sonu ve ayni zamanda sonu da ba$i olan kisir dongüsel olaylar zincirine verilen ad Alıntı: zahiri olduğu gibi görünmeyen, göründüğü gibi olmayan,dışsal Alıntı: Batini içrek,içsel,gizli Alıntı: oryantalizm Batı ülkelerinin Doğu yapısını tanımlamak için kullandığı bir sözcük Alıntı: oksidentalizme oryantalistliğe karşı bir alternatif değildir. oryantalizme karşı refleksif bir savunma olarak ortaya çıkmıştır. Alıntı: şiraze düzen,düzgünlük Alıntı: rahle-i tedrisinden (burdaki anlamı)öğretinin bir öğrenci gibi oturup okuyarak,ders gibi çalışarak kazanılması,öğrenci olma durumu Alıntı: vakanüvis tdk sözlüğünde geçen tanımı ile osmanlı devletinde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi(genellikle devlet yanlısı olurlarmış) Alıntı: amnezia amnezi:hafıza kaybı Alıntı: lamekan mekansız,(alevilikte tanrı katına erişmiş anlamında kullanılabilir) Alıntı: faş (burdaki anlamı)açığa çıkmış,ifşa edilmiş anlamına gelir Alıntı: süveyda kalpte olduguna inanılan bir nokta. Alıntı: künh bir şeyin aslı, özüdür Alıntı: Kozmoloji kainatin olu$umunu ve geli$imini inceleyen bilim dali Alıntı: anakronik yapılan/düşünülen şeyin yapıldığı/düşünüldüğü zamanın şartlarını gözardı ederek eski zaman şartlarına uydurularak düşünülmesi/yapılması Alıntı: Küntükenz tanrı'nın ilk durumu anlamında gizli hazine. tarikat ve yol inancına göre evren, tanrısal sevgi ve aşk nedeniyle yaratıldı; tanrı, küntü kenz durumundayken kendi güzelliğini görmek istedi; evreni ve insanı yarattı. Alıntı: fasit eski dilde kisir döngü Alıntı: konjonktürel $ekle gore, modele gore, duruma gore Alıntı: arkaik kullanıldığı dönemden önceki dönemleri ifade eden bir yardımcı kelime Alıntı: mihman misafir |
| Son Güncelleme: Cumartesi, 23 Ocak 2010 09:17 |












